Describing
Language
Unit-2
Competence (ustalık,
yetenek) : Bir insanın sahip olduğu bilgisini kullanarak cümlelerin formlarını
değiştirebilme yeteneğidir.
Performance : Bu yeteneğin yazılı veya sözlü anlatımla pratiğe
dökülmesidir.
Bir dilin konuşmacısının ustalığına işaret eden birçok grammar kuralı
vardır.
Örneğin : “It is a red big car” değil de “it is a big red car”.
Morpheme : En küçük anlamlı dilsel öğedir. Yeni anlamlar oluşturmak
için kullanılırlar.
Örneğin : worked : work-ed (iki morpheme)
Morphology : Yeni kelimeler üretmek için morphemlerin nasıl bir araya
geleceklerini araştıran dilsel bilimdir.
Syntax : Kelimelerin cümleler veya deyimler oluşturmak için nasıl
sıralanabileceğini (arrange) tanımlayan daldır.
Ellipsis : Anlamı yok etmeden cümledeki bazı kelimelerin
çıkarılabilmesidir. Resmi olmayan (informal) konuşmada çok yapılır. Örneğin :
“Do you want to have coffee?” yerine “Coffee?” gibi.
Sözlü İngilizce’nin kendine özgü işaretleri vardır. Bu yapısal
prensipler sözlü İngilizce’nin grammarini yazılı İngilizce’den ayırır.
Bazı grammar kuralları açık iken bazıları karmaşık veya kusursuz bir
tanımlamadan uzak olabilir.
Descriptive Grammar : Bir dilin grammarinin, o dilin kullanıcılarının
hiçbir ifadesinin doğruluğunu değerlendirmeden, olduğu gibi tanımlanmasıdır.
Pedagogic Grammar : Grammarde neyin doğru neyin yanlış olduğuna dair
açık ve kolay-kavranabilir özetlere ihtiyaç duyan dil öğrencilerine ve
öğretmenlerine yardımcı olacak şekilde düzenlenmiş tanımlamalardır.
Michael Swam (pedagojik grammar yazarlarından) iyi bir grammar kuralı
için 4 ölçü belirlemiştir.
1. Simplicity (Basitleştirme) 2. Truth (Gerçeklik) 3. Clarity
(Anlaşılırlık) 4. Relevance (Belirginlik,ayırıcılık)
Polysemy : Aynı şekilde yazılan ve telaffuz edilen bir kelimenin birçok
anlamı olabilmektedir. Örn : book, table.
Antonym : Birbirinin zıt anlamına gelen sözcükler. Örn : full – empty,
rich – poor.
Synonym : Birbiriyle aynı anlamda olan kelimelerdir. Örn : good –
decent, costly – expensive.
Hyponymy : İki kelimeden birinin tanımının diğerini kapsamasıdır.
Örneğin : elma,portakal, limon…. kelimeleri meyve kelimesinin hyponymy’sidir.
Meyve burada superordinate diye adlandırılır.
Connotation : Yan anlam. Bir kelime bulunduğu içeriğe göre farklı
anlamlar çıkarabilir.
Örneğin chubby baby : tombul bebek (olumlu anlam) ama chubby doctor
(olumsuz anlam).
Denotation : Bir kelimenin yüzeysel anlamıdır.
Metaphor : Yüzeysel anlamından farklı olarak bir kelimenin
kullanılmasıdır.
Örneğin : roses – roses in her cheeks, black – black mood,
Idiom : Deyim, atasözü. Örneğin : kick the bucket : die, to be broke :
to have no money.
Cliche : Basmakalıp söz. Örneğin : as sick as parrot, Money doesn’t
grow on trees…
Konuşurken seçtiğimiz kelimeler veya deyimlerin yüzeysel anlamları
dışında konuşmaya farklı etkileri olabilir. Bu etkiler dört bölümde
toplanabilir.
C1 – Purpose
İnsanlar konuşurken akıllarında dilsel bir amaç oluştururlar. Bu amaca
ulaşmak için her zaman yüzeysel (denotational) anlamı seçmeyebilirler.
Konuşurken kullandıkları cümleleri, yapıları bu amaca göre değiştirebilirler.
Function : Davranışları anlatan kelimeleri övgü, özür, şikayet, teklif,
öneri, davet gibi guruplara toplayacak olursak bu grupların her birine
“function” denir.
C2 – Appropriacy
Bir function farklı grammar yapılarıyla birçok şekilde anlatılabilir.
Ama konuşma sırasında bu yapılardan hangisinin en uygun olacağını belirleyen
bazı noktalar vardır.
1.Setting : Bir kütüphanede, gece kulübünde, evde veya iş yerinde bir
fonksiyona en uygun söylev değişiklik gösterebilir.
2.Participant : Konuşmacıların birbirine yakınlığı, mevkileri,
üstünlüklerine göre değişiklik gösterecektir.
3.Gender : Kadınlar ve erkekler bir function’dan farklı şekillerde
bahsedebilirler. Örneğin kadınlar karşılarındaki konuşmacının cinsiyetine göre
farklı yapılar seçerler.
4.Channel : Sözlü ve yazılı grammar arasında farklılıklar vardır. Ama
sözlü grammar’de konuşmanın şekline bağlı olarak farklılıklar gösterebilir.
Örneğin yüz-yüze konuşma ile, telefondaki konuşma arasında bir function farklı
yapılarla anlatılabilir. Aynı şekilde bir kalabalığın önünde mikrofonda
konuşurken de farklı yapılar seçilecektir.
5.Topic : Bahsettiğimiz konu da kelime ve dilbilgisi seçimlerimizi
etkileyecektir. Örneğin bir düğün veya futbol hakkında konuşurken farklı
yapılar seçilebilir.
Discourse : language used in context over an extended period.
Bu çalışmada dilin kelimeler, grammar gibi parçaları üzerinde değil de
insanların dili nasıl çalıştırdıkları (operate), ifade etmede (discourse) nasıl
kullandıkları üzerinde durulur. Discourse analizinin ana konuları şunlardır :
topic makers, topic shifters, summarizers, turn-taking, interrupting,
overlapping, exemplifiers, relators, evaluators, qualifiers…etc.
Julian Edge’ye göre bir paragraf analizi “situation, problem, response,
evaluation” bölümleri oluşturularak yapılabilir.
Yazılı discourse oluşturmak için birkaç yok seçilebilir :
a) Kelimeler tekrar edilir (Mary Allen, the Mayor of Castle Bridge, is
to stand for re-election. Allen says…)
b) İsimlerin yerine zamir kullanılır. (Mary Allen the mayor of Castle
Bridge is to satand for re-election. She says…)
Anaphoric Reference : Aynı paragrafta veya konuşmada daha önce
kullanılmış bir kelimeyi ima eden kelime veya deyimdir. Örneğin : “Mary likes
ice cream but Barbara cannot eat it” cümlesindeki it (substitute)
Cataphoric Reference : Aynı paragraf veya konuşmada daha sonra kullanılacak
bir kelimeyi ima eden kelime veya deyimdir. Örneğin : “When I met him, Bill
looked upset” cümlesindeki him zamiri
Exophoric Reference : Metnin dışında başka bir şeye ima vardır.
C4 – Genre
Discourse analizi bir paragrafın düzenlenişi veya bir söyleşinin yapısı
hakkında fikirler oluşturmamızı sağlar. Ama daha da ayrıntıya girerek belirli
bir konudaki discourse analizini bölümlere ayırarak elde edilen parçalara genre
denir. Örneğin : Film : animated cartoon, teenage horror movie (genres). Aynı
şekilde yazmanın (yazılış maksadı veya içeriğine göre) ve konuşmanın da farklı
genre’leri çıkarılabilir.
D1 – Pitch
Her insan konuşmasında bazı sesleri veya ses öbeklerini diğerlerine
göre daha yüksek veya alçak sesle oluşturur. Bu şekilde verilmek istenilen anlam
vurgulanabilir, değiştirilebilir veya duygu eklenebilir. Birisi hep yüksek
sesle konuşuyorsa sesine “high-pitched” denir. Heyecanlı veya korkmuşsak
sesimizi yüksek kullanırız. Yorgun veya sıkılmış isek sesimiz alçak olur. Bu
anlamlar ses tonuyla karşı tarafa iletilebilir.
D2 – Intonation
Pitch insanın ruhsal durumu ve duygusallığı hakkında mesajlar iletir.
Intonation ise konuşmanın müziği olarak görülen tonlamadır. İnsanlar bazen
konuşma ritimlerini değiştirirler ve ifadelerinde yüksel sesli heceler oluştururlar.
Bu şekilde tonlama ile istenilen kelimeler vurgulanır. Tonlama ile duygular,
bağlılık ve empati aktarılabilir. Söyleşide anlamı aktarmada tonlama önemlidir
çünkü tonlama ile ne anlatılmak istendiği veya ne hissedildiği aktarılıyor
olabilir. Bir “well” cevabı tonlamasına göre kabul, şüphe veya red anlamları
taşıyor olabilir. Konuşmamızdaki niyet de tonlama ile güçlendirilir. Bir soruyu
düşük bir tonlama ile soruyorsak cevabı fazla umursamadığımız anlamı
çıkarılabilir.
Facial expression : Yüz ifadeleri anlamlı mesajlara sahip olabilirler
ama her kültürde aynı anlama gelmeyebilirler. Örneğin kaşları yukarı kaldırma
bazı kültürlerde ilgi ve sürpriz anlamındadır. Gülümseme mutluluk ve karşılama
anlamındadır. Dudak ısırma kararsızlık ve düşünceli olma anlamına gelir.
Dudakların sıkıştırılması inatçılık ve kararlılık anlamındadır.
Gesture : Vücut hareketleri ile de ifadeler iletilebilir. Ama her
kültürde ortak ifadeler olmayabilir. Örneğin : omuz silkmek (shrugging
shoulder) bilmiyorum veya umursamıyorum anlamında olabilir. Kolları çapraz
bağlamak rahatlık veya sıkılganlık, el sallama veda etme (farewell) veya
karşılama anlamına geliyor olabilir.
Ama başı kaşımak, parmak çıtlatmak, tokalaşmak gibi bazı hareketler
bilinçaltı (unconscious) veya gerginliği (tension) almak için yapılıyor
olabilir. Bu tür davranışlara “displacement activities” denir.
Proximity : Yakınlık. Konuştuğumuz insanla olan yakınlığımız dostluk
(intimacy), treat (korku), ilgi eksikliği veya resmiyeti işaret ediyor
olabilir.
Posture : Vücudun ve bölümlerinin kuruşu, pozisyonlarıdır. Vücudun
duruşu da çeşitli anlamlar aktarabilir.
Örneğin : birine doğru yaslanmamız kibarlık işaret eder. Veya başın öne
eğik olması…. etc.
Echoing : İki kişi konuşurlarken eğer konuda hemfikirlerse bilinçsizce
aynı vücut hareketlerini yapabilirler. Bu duruma “echoing” denir.
www.iolpgalerisi.com by Mustafa
Baran