THE KUGELMASS EPISODE

New York’lu Profesörün en büyük dileği gerçekleşir, daha sonra hayatında beklemedik bir dönüş gerçekleşir.

The Kugelmass Episode”, edebi bir eserin gülünç taklididir (parody). Gustave Flaubert’in klasik 19.yüzyıl romanı “Madame Bovary’den esinlenilmiştir. Orijinal Romana göre : Emma Rouault, babasının çiftliğinde evli olduğu doktorla olan sıkıcı yaşamından kaçma çabası içindedir. Doktorun adı Charles Bovary’dir. Emma kocasının yolundan gitmekten yorulur ve kocasından habersiz iki aşk yaşamanın heyecanını yakalar. Bunlardan biri genç avukatlık öğrencisi Leon ve diğeri zengin emlakçı (landowner) Rodolphe’dir. Kitabın sonunda Emma kocasının bütün tasarruflarını boşa harcar (squander), iki sevgilisi tarafından reddedilir ve kocasının ona olan sadık bağlılığını sadece son anında değerlendirerek (appreciate) intihar eder.

 

Kugelmass, City Kolejinde insan bilimi profesörüdür. İkinci kez mutsuz bir evlilik yapmıştır. Daphne Kugelmass aptal (oaf) bir kişidir. Profesör ayrıca ilk eşi Flo’dan iki kalın kafalı (dull) oğlana sahiptir. Ayrıca nafaka (alimony) ve çocuklarının geçimi ile uğraşmaktadır.

Kugelmass bir gün, tahlilcisine (analyst), “Bu kadar kötü tersyüz olacağımı bilebilir miydim?” diye sızlanır (whine). “Daphne, özel biri olabilirdi. Kim tahmin edebilirdi ki o kendisine izin verecek ve plaj topu gibi şişecekti (swell up). Ayrıca o bir insanla evlenmenin sağlıklı bir karar olmadığı birkaç şeye sahipti (buck). Ama bu benim düşünce tarzımda canımı yakmazdı. Ben kendi yolumdaydım.”

Kugelmass hem kel hem de bir ayı kadar saçlıydı, ama ruhu yoktu.

“Yeni bir kadınla karşılaşmaya ihtiyacım var”, diye devam etti. “Yeni bir ilişkiye ihtiyacım var, ben romantizme ihtiyacı olan bir adamın. Yumuşaklığa (softness) ihtiyacım var. Flört etmeye ihtiyacım var. Gençleşmiyorum bu yüzden geç olmadan Venedik’te aşk yaşamak, süslü New York Restoranında (21) zarif sözler paylaşmak (trade quips) ve kırmızı şarap ile mum ışığı üzerinden utangaçça bakışmak (Exchange coy glance) isterim. Ne söylediğimi anlıyor musunuz?”

Doktor Mandel sandalyesinde yer değiştirir ve “Yeni bir ilişki hiçbir şeyi çözmez, bu hayal sadece problemlerini derinleştirir” der.  

-“Elbette bu ilişki de dikkatli olmalıyım. İkinci bir boşanmayı kaldıramam. Daphne bana çok ağır saldırır”.

-“Bay Kugelmass---“.

-“Ama City Kolejinden biri olamaz çünkü Daphne zaten orada çalışıyor. Fakültede C.C.N.Y.den biri büyük sarsıntı yaratır, ama şu kız öğrencilerden biri (coeds) olabilir….

-“Bay Kugelmass---“.

-“Bana yardım edin. Geçen gece bir rüya gördüm. Bir piknik sepeti taşıyarak bir çayır (meadow) boyunca sıçrıyordum (skip). Sepetin üzerinde tercihler yazıyordu. Daha sonra sepette bir delik olduğunu gördüm.

-“Bay Kugelmass, yapacağınız en kötü şey yanlış davranmaktır (act out). Burada hislerinizi ifade edin ve birlikte analiz edelim. Bir gecelik çözüm olmayacağını bilecek kadar uzun süre tedavideydiniz. her şeyden önce, ben bir sihirbazcı değil, psikanalistim”.

-“Beklide gerçekten ihtiyacım olan bir sihirbazcıdır”. Kugelmass sandalyesinden kalkar ve terapiyi sonlandırır (terminate).

2 hafta sonra birgece Kugelmass ve Daphne apartmanlarında iki eski mobilya gibi sıkıntı içinde hiçbir şey yapmadan (moping around) oturuyorlarken telefon çalar.   

-“Ben açarım”, der Kugelmass. “Alo”

-“Kugelmass??, ben Persky”.

-“Kim??”.

-“Persky. Yoksa Harika Persky mi demeliydim?”

-“Özür dilerim, anlamadım”.

-“Duydum ki tüm kasabada hayatınıza biraz heyecan getirecek bir sihirbaz arıyormuşsunuz. Doğru mu?”

.”Şişşş!” diye Kugelmass fısıldar. “Telefonu kapama (hang up), nereden arıyorsun Persky?”

O günün öğleden sonrası Brooklyn’in Bushwick bölümünde hasarlı bir apartman binasında Kugelmass üç tur merdiven tırmanır. Koridorun karanlığından çıkar (peer), aradığı kapıyı bulur ve zile basar. Bundan pişman olacağını düşünür.

Birkaç saniye içinde kısa, zayıf, öfkeli görünen (waxy-looking) bir adam tarafından karşılanır.

-“Sen Harika Persky misin?” der Kugelmass.

-“Harika Persky! Çay ister misin?”

-“Hayır, ben romantizm, müzik, aşk ve güzellik isterim”.

-“Ama çay değil? Şaşırtıcı. Tamam. Hadi otur!”.

Persky arka odaya gider, Kugelmass kutuların ve mobilyaların hareket ettirildiğini duyar. Persky önünde tekerlekli büyük bir obje ile tekrar ortaya çıkar. Bu objenin üstündeki eski ipek eldivenleri alır ve tozun bir kısmını temizler. Bu ucuz görünen kötü boyanmış (lacquer), bir Çin kabinidir.

-“Persky, hilen (scam) ne?”

-“Dikkat göster. Bu bir güzellik etkisidir. Bunu geçen yıl hayırseverlik işindeki bir grup insan (Knights of pythias) için geliştirdim. Ama anlaşmadan (booking) vazgeçilmişti (fall through). Kabinin içine gir!”, der Persky.

-“Neden! Böylelikle sen kabini kılıç gibi şeylerle doldurabilesin diye mi?”

-“Kılıç görüyor musun?”

Kugelmass surat yapıp homurdanarak (grunt) kabine tırmanır. İşlenmemiş kontrplağa (raw plywood) yapıştırılmış bir çift suni elması (rhinestones) görmekten kaçamaz. “Eğer bu bir şakaysa….”,der.

-“Biraz şaka”, der Persky. “Şimdi, bu kabine seninle birlikte bir roman fırlatır, kapıları kapatıp (shut the doors) üç defa hafifçe vuracağım. O zaman kendini romanın içinde bulacaksın”.

Kugelmas inanmayışını suratını buruşturarak (grimace of disbelief) gösterir.

-“Bu bir gerçek (emess)”, der Persky. “Sadece roman değil, kısa hikaye, oyun veya şiir!, dünyanın en iyi yazarları tarafından yaratılmış istediğin kadınla karşılaşabilirsin. Kimi istersen düşle!, İstediğin kişi ile aşk yaşarsın! Yeterince kaldığında çığlık (yell) atacak ve birkaç saniye içinde buraya döneceksin.

-“Persky, sen bir çeşit akıl hastası mısın?”

-“Sana birazdan olacakları anlatıyorum”.

Kugelmass şüpheyle (skeptical) devam eder. –“Bana bu kalitesiz (cheesy) ev yapımı kutunun anlattığın şeyleri yapabileceğini mi söylüyorsun?”

-“Tabii 20 dolar (sawbuck) karşılığında”.

-“Gördüğüm zaman inanacağım, der Kugelmass ve cüzdanını çıkarır.

Persky parayı cebine koyar ve kitaplığa doğru döner. “Peki kiminle karşılaşmak istiyorsun? Sister Carrie? Hester Prynne? Ophelia? Belki Saul Bellow’dan birisni istersin? Yada Temple Drake’den biri. Senin yaşında biri için bile idman (workout) olurdu.

-“Fransız bir sevgiliyle ilişki istiyorum”.

-“Nana’ya ne dersin? (Emile Zola’nın romanındaki fahişe).

-“Para ödemek istemiyorum.

-“Savaş ve Barış’taki Natasha’ya ne dersin?

-“Fransız dedim. Ben buldum. Emma Bovary! Bu harika olurdu!”.

-“Tamam Kugelmass, Yeterince kaldığını hissedince bana seslen (give me a holder)”, der Persky ve Flaubert’in romanının karton ciltli (paperback) kopyasını içeri fırlatır (toss in).

-“Güvenilir olduğuna emin misin?” diye sorar Kugelmass. Persky kapıları kapamaya başlamıştır.

-“Güvenilir. Bu çılgın dünyada ne güvenilirdir ki?” Persky üç defa kabine vurur ve kapıyı açar.

Kugelmass gitmiştir. Aynı anda Kugelmass kendini Yonville’de Charles ve Emma Bovary’nin yatak odasında bulur. O gelmeden önce güzel bir kadın sırtı dönmüş yalnız ayakta duruyordu. Keten (linen) çamaşırlar katlıyordu. “-Buna inanmıyorum” diye düşünür Kugelmass, doktorun büyüleyici (ravishing) eşine bakarken. –“Çok esrarengiz. Ben buradayım. Bu O”.

Emma şaşkınlıkla geriye döner. “-Tanrım, beni ürküttün (startle), Sen kimsin?” Emma romanın kopyasındaki aynı hoş İngilizce ile konuşmaktadır.

Bu biraz utandırıcı diye düşünür Kugelmass. Daha sonra Emma’nın adres verildiği kişinin kendisi olduğunu fark eder. –“Özür dilerim. Ben Sidney Kugelmass. City Kolejindenim. İnsan Bilimi profesörü C.C.N.Y.den? Şehir merkezinin dışından (uptown)”!!!

Emma Bovary flörtçü bir gülümseme yapar. –“İçecek ister misin? Bir bardak şarap belki?”

Kugelmass, O’nun çok güzel olduğunu düşünür. Yatağını paylaştığı mağara insanı (troglodyte) ile arsında ne büyük fark vardı. Bu görüntüyü kollarına alıp hayatı boyunca hayalini kurduğu kadın olduğunu anlatmak için ani bir dürtü hissetti.

-“Evet, biraz şarap!” der boğuk sesle (hoarsely). “Beyaz, Hayır kırmızı, hayır beyaz. Beyaz olsun!”

-“Charles gün boyunca yok!” der Emma. Ses tonu imalarla (implication) doludur.

Şaraptan sonra güzel Fransa kırlarında gezintiye (stroll) çıkarlar. “Her zaman bir gün birinin gelip, beni bu manasız kırsal varlığın (crass rural existance)monotonluğundan kurtaracak gizemli bir yabancının hayalini kurdum, der Emma, Kugelmass’ın elini sıkıca tutarak (claspe). Küçük bir kiliseden geçerler. “Her ne yapıyorsan seviyorum” diye mırıldanır Emma. “Onun gibi bir şey buralarda daha önce görmedim. Çok modern”.

-“Leisure Suit diye adlandırılır, satılıktır, der Kugelmass romantikçe. Aniden Emma’yı öper. Bir saat için bir ağacın altında uzanmışlardır (recline). Birlikte fısıldaşırlar ve birbirlerine gözleriyle anlamlı şeyler anlatırlar. Daha sonra Kugelmass doğrulur. New York’un ünlü mağazalarından birinde Daphne ise buluşmak zorunda olduğunu hatırlar.

-“Ben gitmeliyim”, der Emma’ya. “Merak etme, geri geleceğim.”

-“Umarım”, der Emma.

Aşırı bir tutku ile (passionately) Emma’yı kucaklar (embrace). Eve geri yürürler. Emma’nın yüzünü ellerinin arasına alır ve O’nu tekrar öper. Ardından haykırır (yell), -“Tamam, Persky! 3.30da Bloomingdale’de olmaz zorundayım”.

Duyulabilir bir patlama sesi olur ve Kugelmass Brooklyn’e geri gelir.

-“Yalan mı söylemişim?” der Persky övünerek (triumphantly).

-“Bak Persky! Karımla buluşmak için geç kalmak üzereyim” der karısına hakaret ederek. Ne zaman tekrar gelebilirim??? Yarın?”

-“Benim için zevktir, sadece 20 dolarımı unutma ve bundan kimseye bahsetme!”

Tabii, Rupert Murdock’u (uluslar arası televizyon yayını sahibi) aramaya gideceğim.

Kugelmass taksi çağırır (hail) ve şehre iner. Kalbi sanki dans etmektedir. Ben aşığım diye düşünür. Büyük bir gizliliğin profesörüyüm.

Kugelmass’ın fark etmediği bir şey vardı, o an ülkenin dışında farklı sınıflarda öğrenciler öğretmenlerine şunu sorarlar  -“100.sayfadaki karakter kim?, Bayan Bovary’i öpen kel Yahudi? Güney Dakota’da bir öğretmen iç çeker ve çocukların aklından neyin geçtiğini anlamaz.

 Kugelmass nefes nefese vardığında Daphne, banyo eşyaları bölümündedir.

-“Nerede kaldın, Saat 4.30!”

-“Trafikte takıldım”.

 

Kugelmass ertesi gün Persky’i ziyaret eder. Birkaç dakika sonra tekrar sihirli bir şekilde Yonville’ye geçer. Emma onu görünce heyecanını gizleyemez. Birlikte iki saat geçirirler, gülerler ve farklı geçmişleri hakkında sohbet ederler. Kugelmass ayrılmadan önce sevişirler (make love). -“Tanrım! Bunu Madam Bovary ile yapıyorum” diye kendi kendine fısıldar. (me, who failed freshman English).

Aylar geçtikçe Kugelmass, Persky’ı birçok sefer görür ve Emma Bovary ile yakın, tutkulu bir ilişki kurar. –“Emin ol ve beni sayfa 120den önce kitaba koy!”der bir gün sihirbazcıya. Her zaman Rodolphe karakteriyle ilişki yaşamadan (hook up with) önce onunla buluşmalıyım.

-“Neden?” diye sorar Persky. –“Ona ayak uyduramazsın!”

-“Ayak uydurmak!” O alçağın biri. (gentry). Böyle herifler flört ve ata binmekten başka şey yapmaz. Bana göre O, Women’s Wear Daily’nin sayfalarında gördüklerinden biri. Ama Helmut Berger’in saç şekliyle, Emma için sıcak parça.

-“Kocası bir şeyden şüphelenmiyor mu?”

-“Kocasının boynunu aşıyor (out of his depth). O aptal ve bir doktorun niteliklerine sahip değil. Bir caz delisiyle kaderleri aynı. (throw in his lot with a jitterbug). Kocası saat 22.00a kadar uyumuş oluyor ve Emma dans ayakkabılarını giyiyor. Neyse sonra görüşürüz!”

Kugelmass bir kez daha kabine girer ve Bovary’lerin mülküne geçer. “Nasılsın, ufak kekim J” der Emma’ya.

-“Oh, Kugelmass, diye iç çeker Emma. Neye tahammül edeceğim?. Geçen gece akşam yemeğinde Bay Kişilik tatlı tabağının (dessert course) ortasında uykuya daldı. Kalbim bale ve Maxim için atıyordu ama O’nu horlarken duydum.

-“Tamam sevgilim, ben buradayım” der Kugelmass Emma’yı kucaklayarak. Emma’nın Fransız parfümünü koklarken ve burnunu onun saçlarına gömerken bunu hak ettiğini (earn) düşünüyordu.Yeterince acı çektim. Yeterince psikologlar için ödeme yaptım. Yoruluncaya (weary) kadar aradım. O genç ve seksi (nubile). Ben Leon’dan sonraki Rodolphe’den önceki birkaç sayfa boyunca buradayım. Doğru bölümlerde ortaya çıkarak durumu bu haliyle tutacağım (Kazanacağıma eminim), diye düşünür.

Emma’da Kugelmass kadar mutludur. Heyecandan ölecek gibidir. Kugelmass’ın Broadway gece hayatı, hızlı arabalar, Hollywood ve Tv yıldızları hakkındaki hikayeleri (tale) genç Fransız güzeli esir etmektedir (enthrall).

-“Bana tekrar Amerikan Futbol Yıldızı O.J.simpson hakkında anlat!, diye yalvarır (implore) o gece Emma. Abbe Bournisien’in kilisesini geçip gezinmeye başlarlar.

-“Ne söyleyebilirim ki? Adam harika. Futboldaki bütün hızlı hareketleri yapabilir. Ona dokunamazlar bile”.

-“Ya Akademi Ödülleri”, der arzuyla (wistfully) Emma. “Bir tane kazanabilmek için her şeyi verirdim”.

-“Önce aday olarak gösterilmelisin (nominated)”.

-“Biliyorum, açıklamıştın!. Rol yapabileceğime eminim. Elbette bir iki sınıf almak isterdim. Strasberg (ünlü rol öğretmeni) ile belki! Sonra doğru temsilciye sahip olsaydım---“

-“Göreceğiz, göreceğiz, Persky ile konuşacağım”.

O gece, güvenle Persky’ın apartmanına döndükten sonra Kugelmass, Emma’nın O’nu büyük şehirde ziyaret etmesi fikrini açıklar.

-“Bunun hakkında düşünmeme izin ver, der Persky. Belki üzerinde çalışabilirim. Acayip şeyler oldu. Tabii hiçbiri bunu düşünemez L.

 

-“Her gün hangi cehenneme gidiyorsun?” diye haykırır Daphne Kugelmass kocasına o gece geç geldiğinde. Bir yerlerde sakladığın (stashed) ahlaksız bir kadının (chippie)mı var?”

-“Tabii!”der Kugelmass. Leonard Popkin ile birlikteydim. Polonya’daki Sosyalist Ziraatini tartışıyorduk. Popkin’i bilirsin. Konu için çılgın olur (freak)”.

 -“Son zamanlarda çok garipleştin.Soğuk! Sadece babamın Cumartesi günkü doğum gününü unutma” der Daphne.”

-“Oh, Tamam. Tamam, der Kugelmass banyoya yönelirken (head).

-“Bütün aile orada olacak. İkizleri ve Kuzen Hamish’i görebiliriz. Hamish’e daha nazik olabilirsin, seni sever”.

-“Evet, ikizler!” der Kugelmass. Banyo kapısını kapatır ve karısının sesi kesilir. Uzanır ve derin bir nefes alır. Birkaç saat içinde kendi kendine tekrar Yonville’de olacağını anlatır. Sevgilisiyle birlikte geri dönecekti. Bu sefer her şey yolunda giderse kendisiyle birlikte Emma’yı da getirecekti.

Öğlen 3-15te Persky tekrar büyücülük çalışır. Kugelmass Emma’dan önce gülümseyerek sabırsızca (eager) ortaya çıkar. İkili Yonville’de Binet ile birkaç saat geçirir ve daha sonra at arabasına binerler.

 Persky’ın komutlarını takip ederek birbirlerini sıkıca tutarlar, gözlerini kapatırlar ve ona kadar sayarlar. Gözlerini açtıklarında at arabası Plaza Hotel’in kenar kapısındadır. Kugelmass günün erken saatlerinde burada bir daire kiralamıştır.

-“Bunu sevdim, Düşlediğim her şey olacak! der Emma neşeyle yatak odasının etrafında dönerken (swirled joyously). Pencereden şehri izler. “Büyük oyuncak merkezi ve merkez parkı. Sherry Hotel hangisi? Tamam gördüm! Fevkalade! (divine)”

Yatakta Halston ve Saint Laurent’ten (ünlü modacılar) kutular vardı. Emma bir paketi çözdü (unwrap) ve bir çift kadife iç çamaşırı çıkarır.

-“Bu takım Ralph Lauren’den der Kugelmass. Onun içinde harika görüneceksin (like a million bucks in it). Buraya gel şekerim, bize bir öpücük ver”.

-“Hiç bu kadar mutlu olmamıştım” diye haykırır Emma aynaya bakarken. “Hadi şehre inelim, Chorus Line’nı görmek isterim. Hep anlattığın Guggenheim ve Jack Nicholson karakterini görmek isterim. Onun filmlerinden (flick) biri gösterimde mi?”

Bu sırada bir Stanford Profesörü şöyle der : “Bunu hiç anlamıyorum. Önce Kugelmass adında garip bir karakter geldi, şimdi ise Emma kitapta yok. Sanırım bir klasik roman binlerce kez okuyup yeni şeyler keşfedebileceğin bir şey!”

 

Sevgililer neşe dolu (blissful) bir hafta sonu geçirir. Kugelmas Daphne’ye Boston’da bir sempozyumda olacağını ve Pazartesi döneceğini söyler.

Her anın zevkini çıkararak (savore) Emma ile gider, Çin mahallesinde yemek yerler, diskoda iki saat harcarlar ve bir Tv filmi ile uyurlar. Pazar günü öğlene kadar uyurlar, SoHo ve Elaine şenliklerine giderler. Pazar gecesi odalarına havyar ve şampanya isterler ve şafağa kadar konuşurlar. O sabah taksi onları Persky’ın apartmanına götürürken olanların telaşlı (hectic) olduğunu ama buna değer olduğunu düşünür Kugelmass.       –“Onu buraya çok sık getiremem ama şimdi ve sonra Yonville ile burası arasında çekici bir zıtlık oluşacak”, diye düşünür.

Persky’nin evinde Emma kabine tırmanır, bütün yeni giysi kutularını çevresinde toplar, Kugelmass’ı şefkatle (fondly) öper. –“Bir dahaki sefer benim yerimde”, der göz kırparak (wink). Persky kabine üç defa vurur ama hiçbir şey olmaz.

-“Hmm”,der Persky kafasını kaşıyarak (scratch). Tekrar vurur ama yine sihir yoktur. –“Bir şeyler yanlış olmalı” diye mırıldanır.

-“Persky, şaka yapıyor olmalısın. Nasıl çalışmaz?”, diye haykırır Kugelmass.

-“Rahatla, rahatla! Hala kutuda mısın, Emma?”

-“Evet!”

Persky tekrar vurur ama bu sefer daha sert.

-“Ben hala buradayım, Persky”, der Emma.

-“Biliyorum tatlım, sıkıca otur”.

-“Persky, O’nu geri yollamak zorundayız”,diye fısıldar Kugelmass. –“Ben evli bir adamım, 3 saat içinde sınıfta olmalıyım. Tedbirli bir ilişkiden daha fazlasına hazır değilim şuan!”

-“Anlamıyorum, sadece güvenilir küçük bir sihir”, diye mırıldanır Kugelmass.

Ama sonuç alamaz. –“Biraz zaman alacak”, der Kugelmass’a. –“Bunu araştıracağım, seni sonra ararım”,der Persky.

Kugelmass, Emma’yı Plaza’ya geri götürür. Güçbela sınıfına yetişir. Bütün gün telefonunda Persky ve metresi ile konuşur. Sihirbazcı problemi çözmesinin birkaç gün alabileceğini söyler.

-“Sempozyun, nasıldı?” diye sorar Daphne o gece.

-“İyi, iyi” der Kugelmass sigaranın sonunu içiyorken.

-“Sorun ne? Bir kedi kadar gerginsin (tense)”

-“Ben??, komik! Ben yaz gecesi kadar sakinim. Biraz yürüyeceğim”.

Kugelmass kapıyı çeker, taksi tutar ve Plaza’ya gider.

-“Bu iyi geğil! Charles beni özleyecektir”, der Emma.

-“Benim gibi sabırlı ol sevgilim”,der Kugelmass. Solgun ve terlidir (pale and sweaty). Emma’yı öper, asansöre koşar, lobiden Persky’ı arar ve gece yarısından önce eve döner.

-“Popkin’e göre, Krakow’da arpa (barley) fiyatları 1971’den beri bu kadar sabit olmamış”, der ve yatak odasına çıkarken Daphne’ye soluk (wanly) bir gülümseme yapar.

Bütün hafta böyle geçer. Cuma gecesi Kugelmass yakalaması gereken başka bir sempozyum olduğunu söyler. Bu sefer Syracuse’dedir. Aceleyle Plaza’ya gider.

Ama ikinci hafta da ilki gibi bir şey olmaz. –“Beni romana geri yolla yada benimle evlen”,der Emma Kugelmass’a. –“Aynı zamanda bir iş bulmak yada sınıfa katılmak istiyorum çünkü bütün gün televizyon izlemek hayal edilebilecek en kötü şey (the pits).

-“Çok güzel! Böylelikle parayı kullanırız. Ağırlığının iki katını oda servisinde tüketiyorsun (consume)”.

-“Central Park’ta dün bir Off-Broadway yapımcısı ile karşılaştım. Yaptığı proje için benim uygun olabileceğimi söyledi” der Emma.

-“O soytarı da kim? (clown)”.

-“O bir soytarı değil! O duyarlı, nazik ve zeki (sensitive, kind, cute). Adı Jeff ve Broadway Tiyatro ödülleri için aday gösterildi”.

O öğleden sonra, Kugelmass Persky’a gider.

-“Rahatla! der Persky. Kalp krizi (coronary) geçireceksin”.

-“Rahatla? Rahatla diyor! Otel odasına saklanan (stashed) hayali (fictional) bir karakterim var ve sanırım eşim peşime özel dedektif (private shamus) takıyor”.

-“Tamam, Tamam. Bir problem olduğunu biliyorum”.

Persky kabinin altına sürünür (crawl) ve büyük bir İngiliz anahtarı ile bir şeye vurmaya (bang) başlar.

-“Vahşi bir hayvan gibiyim. Bir otel parçasından söz etmemek için şehirde korkakça dolaşıyorum. Emma ve ben birbirimizden usandık”.

-“Peki ben ne yapmalıyım? Bu sihir dünyasıdır! Tamamen gizemdir (nuance)

-“Gizemden bana ne? Bu küçük fareye siyah yumurtalar ve Dom Perignon harcıyorum, ve onun giysi dolabı. Neighborhood Tiyatrosuna kayıt oldu (enroll) ve profesyonel fotoğraflara aniden ihtiyaç duyar. Dahası hep beni kıskanan Edebiyat (comp Lit) öğretmeni Prf. Fivish Kopkind benim Flaubert’in kitabında ara sıra ortaya çıkan (sporadically appearing) karakter olduğumu teşhis etti (identfy). Daphne’ye gitmekle tehdit etti. Harap olma, nafaka (alimony) ve cezaevi hissediyorum. Madam Bovary ile ilişkim yüzünden karım beni meteliksiz bırakacak (beggary).

-“Ne söylememi istiyorsun? Gece gündüz üzerinde çalışıyorum. Senin kişisel endişelerine yardım edemem. Ben bir sihirbazım, psikolog değil!”

Pazar öğleden sonra Emma kendisini banyoya kilitler ve Kugelmass’ın yalvarmalarına (entreaty) cevap vermeyi reddeder. Kugelmass pencereden dışarı bakıp intiharı düşünür (contemplate). Alçak bir katta olduğu için yapamadığını düşünür. Belki Avrupa’ya kaçıp hayata tekrar başlayabileceğini düşünür. Belki Uluslararası Herald Tribününü satarım diye düşünür.

Telefon çalar.

-“Onu buraya getir, problemi çözdüm (I got the bugs out of it)”, der Persky.

-“Kugelmass’ın kalbi yerinden sıçrar. –“Ciddi misin? Çözdün mü?”

-“İletmede bir sorun vardı, inanabiliyor musun?”

-“Persky, sen bir dahisin (genius). Bir dakika içinde oradayız. Bir dakikadan daha kısa!”

Tekrar sevgililer aceleyle Persky’ın apartmanına gider ve tekrar Emma Bovary kutularıyla kabine tırmanır. Bu sefer öpüşmezler. Persky kapıları kapatır, derin bir nefes alır ve üç defa vurur. Güven tazeleyen bir patlama sesi duyulur (reassuring popping). Persky içeriye baktığında kutu boştur. Emma Bovary tekrar romana döner. Kugelmass ferahlar ve sihirbazcının elini sallar.

-“Bitti, dersimi aldım. Yemin ederim bir daha aldatmayacağım”,der Kugelmass. Persky’ın elini tekrar sıkar ve O’na bir kravat yollayacağını düşünür (made a mental note to send him a necktie).

 

Üç hafta sonra, güzel bir ilkbahar akşamı, Persky kapısını açar. Utangaç (sheepish) bir ifadeyle Kugelmass karşısındadır. 

-“Peki, Kugelmass. Bu sefer nereye?”,der Persky.

-“Sadece bir seferlik. Hava çok güzel ve ben artık gençleşmiyorum”,der Kugelmass. –“Dinle! Portnoy’s Complaint’i (Philip Roth’un erotik romanı) okudun. The Monkey’i (kitaptaki kadın karakter) hatırla!

-“Fiyat şimdi 25 dolar, çünkü hayat pahalılaşıyor. Ama başına açtığım sorunlardan dolayı bu seferlik para almıyorum”.

-“Sen iyi bir insansın” der Kugelmass kalan saçlarını tararken (comb). Kabine tırmanır. –“Doğru çalışacak mı?”

-“Umarım! Bütün o olanlardan sonra fazla deneme yapamadım”.

-“Sex ve Romantizm” der Kugelmass kutunun içinden. –“Güzel bir yüzde aradığımız!”

Persky kitabın bir kopyasını fırlatır ve kutuya üç defa vurur. Bu kez, ağır bir patlama olur. Bunu seri patlamalar ve kıvılcımlar takip eder. Persky geri fırlatılır, kalp krizine tutulur ve ölür. Kabin alevlerle yanmaya başlar ve sonunda (eventually) büyün ev yanar.

Bu felaketten (catastrophe) habersiz Kugelmass kendi problemleriyle uğraşır. Kendisi “Portnoy’s Complaint” romanında veya başka bir romanda değildir. Eski bir test kitabı olan “Remedial Spanish’e (yavaş öğrenenler için İspanyolca) kitabına yollanmıştır. Kısır kayalık bir arazide “tenerhave” düzensiz fiili ince bacaklarının üzerinde O’ndan sonra gelecek şekilde hayatına devam etmektedir J (Vah-Vaah).

Yazar : Woody Allen

 

DIALOGUE : Hikayelerin geniş bir kısmı diyaloglar veya karşılıklı söyleşi şeklinde sunulur.

CHARACTERIZATION : ROUND AND FLAT CHARACTERS Karakterler ikiye ayrılır.

Round Karakter: tamamen tanımlanmış, davranışları tahmin edilemeyecek karmaşık insanlardır. Hikayenin sonunda büyük değişim veya çaba ile “self-knowledge” elde ederler.

Flat Karakter : Hikayenin sonunda herhangi bir durumun farkına varmayan veya değişmeyen tahmin edilebilir, tek boyutlu (one-dimensional) insanlardır.

ANACHRONISM : Tarih hatası. İnsanların durumlarının yaşadıkları zamana uymaması. Bu hikayede söylenilen, yapılan veya görülen bazı şeyler 19.yüzyıla uymamaktadır.

HUMOR : Komiklik, gülünç durular.

www.iolpgalerisi.com  by Mustafa Baran

 

Anasayfaya Dön