TEENAGE WASTELAND

Ergenlik çağındaki oğlan, ailesiyle arasına mesafe koyar (withdraw) ve metotları şüphe götürücü sonuçlar doğuran ve geleneklere uymayan (unconventional) bir özel öğretmenin etkisi altına girer.

 

Neredeyse beyaz, sarışın saçları vardı, diğer çocuklardan daha kısa saç kestirir ve böylelikle alnındaki bir tutam ters dönmüş saç ışığı yakalayacak şekilde her zaman dik dururdu. Ama bunlar o küçük ikendi. Büyüdükçe saçları koyulaştı ve yakasına varacak kadar uzattı. Uzun boylu, ince, sevimli yüzünün etrafında çizgilere ve alışılmamış bir deniz mavisi gözlere sahip bir genç. Tabii artık yanakları yuvarlak hatlı değildi ve konuştuğunda boğazındaki gırtlak çıkıntısı belli oluyordu.

Ekimde, Ailesiyle bir görüşme için katılacak olunmasına hazır bulunduğu ilkokuldan çağırıldılar. Daisy yalnız gitti çünkü kocası işteydi.  Müdürün sandalyesine oturur ve oğlunun gürültücü, tembel, düzen bozucu (disruptive), arkadaşlarıyla aptal aptal dolaşan, sınıfta cevap vermeyen bir öğrenci olduğunu öğrenir.

Geçmişte, çocukları doğduğunda Daisy 4.dereceden öğretmendi. Şimdi bir ebeveyn olarak, görevlerini ihmal etmiş bir ebeveyn olarak (delinquent), Bay Lanham’ı etkileyen ebeveyn olarak müdürle görüşüyor olmaktan utanmaktadır. –“Bizim ilgilenmediğimizden değil”. İkimizde elimizden geleni yaptık! Hafta içi geceleri televizyon seyretmesine izin vermedik, Ödevini bitirmeden telefonda konuşmasına da izin vermedik. Ama ya ödevi olmadığını yada çalışma salonunda bitirdiğini söylüyor hep. Neye inanacağımızı nasıl bilebiliriz?”

Ekim’den Kasım’a geçişin ilk günlerinde Bay Lanham’ın önerisiyle Daizy Donny’nin ödevlerini günlük kontrol etmeye başlar. Çalışıyormuş gibi oğlunun karşısına oturur, cesaretlendirici olmaya çalışır, oğlunun yaptığı ödevlerdeki kalitesizliği gördükçe çöker (sag). Dikkatsizce yapılmış Matematik hataları, İngilizce temalarında mantıksız atlayışlar (illogical leaps) ve araştırma gerektiğinde boş bırakılan Tarih soruları.

Daizy akşam yemeği (supper) için geç kalmıştır ve Donny’nin genç kız kardeşine fazla dikkat gösterememiştir. –“Ne olduğunu asla tahmin edemeyeceksin” der Amanda ama Daisy –“Şimdi değil tatlım” diye keser.

Kocası Matt eve geldiğinde Daisy huysuzdur (snappish). Günün zorluğunu anlatacaktır (recite). İngilizce’deki belirsiz (fuzzy) yapılar, beceriksizce tamir edilmiş (botched) tahih atlası, cebir denklemlerindeki güçlük. Matt şaşkın ve karmaşık baktıkça Daizy rahatlar (wind down). Bütün bunların ne kadar yorucu olduğunu ifade etmenin yolu yoktur.

Aralıkta okul yine çağırır. Bu sefer Matt’ında gelmesi istenir. Daizy ve Matt iki kötü çocukmuş gibi Bay Lanham’ın kanepesine (coach) oturur ve haberleri dinler : Donny’de zayıf (slightly) bir ilerleme olmuştur. Tarihte D notunu C yapmıştır. Cebirde ise C notunu B- yapmıştır. Daha kötüsü yeni problemler çıkarmıştır. 3 sefer derse katılmamış (cut classes) ve kalorifer odasında (furnace room) sigara içerken yakalanmıştır. Sonny Barnett’e yardım ederek bir öğrencinin kilitli dolabını kurcalamışlardır (break into). Ve geçen hafta atletizm dersi sırasında Donny ve 3 arkadaşı okulun dışında görülmüştür, döndüklerinde ise koç onların nefesinde bira kokusu fark etmiştir.

Daizy ve Matt sessiz ve şok olmuş durumdadırlar. Matt parmak uçlarıyla alnını ovar (rub). Daizy Bay Lanham’a nasıl bakacaklarını düşünmektedir : Pamuk elbisede şişman bir ev kadını ve sarkık (baggy) büyük ve eski takım elbise içinde çok uzun çok ince bir sigorta ajanı. Başarısızlık, her ikisi de, yetişmek için acele eden ama herkesin yakaladığı noktaları kaçıran insan türleri. Bir an için Daizy çorap yerine naylon giymiş olmak ister.

Donny’nin bir test için psikologa götürülmesi kararlaştırılır. Bay Lanham kime gideceklerini bilmektedir. Donny’i adam edeceğini söyler (set boy straight). Ayrılmak için ayağa kalktıklarında Daizy sert ve sorumlu şekilde Bay Lanham’ın elini sıkar.

Donny, psikologun ahmak (jackass) olacağını ve testlerin budalaca olduğunu söyler, ama 3 görüşmeye de katılır. Ailesi ile birlikte psikologa gitme zamanı geldiğinde Donny saçlarını tarar ve ağır başlı (sober) ve baskı altında (subdue) görünmektedir. Psikolog Donny’nin önemli duygusal problemi olmadığını söyler. Yaşamının zor bir periyoduna girmiştir. Kendine güvenmesi ve akademik yardıma ihtiyacı vardır. Bunu sağlamak için psikolog Calvin Beadle adında psikoloji eğitimli bir özel öğretmen tavsiye eder.

 Eve dönerken arabada, Donny kendisine aptal, ibne (fairy) bir özel öğretmen tutmaları durumuna sinir olacağını söyler. Babası bunu duyunca annesinin önünde sözlerine dikkat etmesi için Donny’i uyarır.

O gece, Daizy “kendine güven” kelimesini derin derin düşünerek uykusuz kalır. Her zaman oğlunu özgü dolu sözler söylemiştir. Ona her zaman akıllı ve yetenekli (talent) olduğunu sözlemiştir. Oğlunun ona verdiği her hediyede çok heyecanlı davranır (to-do). Belki de çok ileri gitmiştir, tanrı bilir? Ama oğlunun problemi nedir?

Daizy Amanda’nın doğduğu zamanı hatırlar. Donny kaybolmuş ve sersem (bewilder) gibi davranırdı. Daisy bunun farkındaydı ama yeni bebek onu çok meşgul ederdi. Yapabileceği her şeyi yapmış mıydı? Bir zaman makinesini çok arzulardı. Bir şans daha verilseydi daha kusursuz olacaktı. Oğluna daha çok sarılacaktı, belki daha fazla yada daha az övecekti (praise). Kim diyebilir ki……

Özel öğretmen Donny’ye onu Cal diye isimlendirmesini ister bütün çocukları gibi. Daisy birkaç saniye için kendi çocuklarını kastettiğini zannetti ama daha sonra hatasını gördü. Evli olmak için çok gençti. Koyu kahverengi palabıyığı vardır. Saçları uzun ve Donny’nin kiler gibi iplik ipliktir. Solgun kot pantolon giymektedir. Gözlükleri burnunda kaymıştır. Kendi yönetici sandalyesine ellerini kenarlara koyup yayılarak oturur ve karşısında oturan ve dik dik bakan Donny’ye sorar :

-“Anlaşılan okulda senin canını sıkıyorlar! Yaptığın yanlış şeylerle alakalı olduğunu söyleyerek”.

-“Doğru”.

-“Ne olduğu hakkında fikrin var mı?”

-“Bilirsin işte ödev gibi şeyler!”

-“Ödevlerini yapmaz mısın?”

-“Bazen yaparım ama tam olarak onların istediği gibi değil!. Orası bir hapishane gibi, bilirsin? Okulun dışına çıkamazsın ve her derse girmek zorundasındır!”

-“Bazen okuldan kaçarsın??”

-“Bazen!” der Donny ailesine bakarak.

Cal aklı karışmışa (perturbed) benzememektedir.

-“Sana ne yapacağımızı anlatayım. Hadi sen ve ben haftada üç gece çalışmayı deneyelim. Bunu sen idare edebilirsin. Senin gibilerin okuluna bir iki şey gösterebilecek miyiz bakalım. Bir ay zaman ver. Eğer sen sevmezsen bırakırız. Eğer ben sevmezsem yine bırakırız. Yani insanlar bazen birbirlerini sevemezler. Ne dersin?

-“Tamam” der Donny memnunca.

-“Pazartesi, Çarşamba ve Cuma yediden sekize kadar çalışalım”, der öğretmen Daizy ve Matt’a. Başlarını sallarlar (nod). Cal onlara selam verir ve kapıyı gösterir.

Burası onun hem evi hem işyeridir. Görüşme bir çeşit ofise benzetilmiş yemek odasında olmuştur. Oturma odasını geçerken, Daizy rock müzikten ürker. Eve girerken fark etmemiştir. İçeride Donny yaşlarında kitabı ile uzanmış bir çocuk görür. Başka bir çocuk ve kız şöminenin önünde ping-pong oynamaktadır. Daizy Cal’a sorar :

-“Burada birkaçına sahipsiniz??”

-“Bazen oturumdan (session) sonra sohbet etmek (rap) için burada kalırlar. Çok sosyal bir gruptur. Genç oğlunuz Donny gibi çalışmaktan kaçan çocuklar”.

Şaka olarak Donny’nin omzuna vurur. Donny kızarır ve sırıtır (grin).

Arabaya binerken annesi Donny’ye düşüncesini sorar.

Ama Donny kendi sessizliğine geri dönmüştür. Çenesini (chin) garaja doğru çevirir.

-“Bak! Burada basket potaları var!” der Donny.

Artık ders günleri erkenden Matt gelir gelmez akşam yemeği yerler. Bazen yemeği bitirmeden ayrılmak zorunda kalırlar. Amanda hala yemeğini yiyor olduğu zamanlar annesi ondan özür dileyip çıkarlar.

Cal’ın ilk faturası Daizy’ye panik yaptırır. Elbette bunun için değer!. Sadece onu aldıklarında Donn’nin yüzüne bakmak yeterlidir. Işıl ışıl ve ilgi doludur. Okul müdürü Donny’nin gelişimini konuşmak için arar. Elbette notlarının henüz değişmediğini ama bazı öğretmenlerine göre derslere tavrının değiştiğini söyler, bir şeyleri keşfetmek üzere olduklarını söyler.

Evde Donny pek farklı değildir. Hala ailesiyle alakasız görünür. Ama Daizy bunun 15 yaşlarında kaçınılmaz olduğunu düşünür. Donny ailesine çok kontrolcü davrandıklarını söyler. Bu kontrol kelimesi Daizy’nin bir an oğluna bakmasına neden olur. Bekçi (warden) gibi davrandıklarını söyler. Hafta sonları belli saatten sonra çıkma yasağı uygularlar (enforced a curfew). Donny partiye gittiğinde yetişkinler denetleyecekse bu ilk onun ailesi olur. -“Tanrı aşkına bana güvenmiyor musunuz?”

-“Bu güvenle ilgili değil tatlım” der annesi ama başka açıklama yoktur.

Bir öğle sonrası Cal arar. –“Sorun Donny’nin hislerine değerinin altında paha biçmeniz (underestimate). Ona biraz daha fazla özgürlük vermeliyiz (give him more rope)”.

-“Ama Donny çok kolay etkilenir (Suggestible). Eğer arkadaşları sigara içmek, alkol almak gibi davranışlar önerirse onlara katılmamayı neden zor buluyor”, der Daizy.

-“Bayan Coble. Sanırım bu çocuğun canı yanıyor. Bilirsiniz? Burada bahsettiğimiz ciddi ve duygusal bir çocuk. Yaşıyla ilgili bazı meydan okumaları kabul edecektir ama siz ona güvenilmez olduğu mesajını veriyorsunuz. Bunun ne kadar acı verici olduğunu göremiyor musunuz? Bu da onun kendine öz saygısını zayıflatıyor bunu fark etmediniz mi?“

 -“Sanırım haklısınız, der Daizy. Annesi Donny’i tamamen yeni bir açıdan görür : onun acıklı (pathetically) zayıf duruşunu (posture), omuzlarının çenesiyle çarpışacak gibi ümitsizce (forlorn) ve serserice yürüyüşünü (slouch)…. Genç olmak korkunç değil mi? Annesi kendisi perişan bir gençlik yaşamış ve hiçbir çocuğunun bu kadar mutsuz olamayacağına yemin etmişti.

Sonra, Donny’nin geç vakitlere kadar dışarıda kalmasına izin verirler, partilere gittiğinde onu aramadılar ve gecesi için onu sorgulamadılar (grill) Cal birçok kuralı kaldırdı. Ailesine okulla ilgili bir şeyden ve öğretmenleriyle konuşmasını yasakladı. Eğer bir öğretmenin şikayeti olursa Cal’ı aramalıydı. Ama birgün tarih öğretmeni Bayan Evans bu kuralı bozdu. Bir şubat sabahı aradı :

-“Donny hakkında biraz endişeliyim Bayan Coble!”.

-“Üzgünüm Bayan Evans! Bu gibi şeylerle artık Donny’nin özel öğretmeni ilgileniyor!”

-“Ben her zaman direk olarak aile ile görüşürüm ve Donny’nin ailesi sizsiniz, der Bayan Evans yavaşça ve açıkça (distinctly) konuşarak. –“Sorun şu! Siz Donny’nin ödevleriyle ilgilenirken notları D’den C’ye yükselmişti ama şimdi neredeyse F’ye yakınlar”.

-“Gerçekten mi?”

-“Tekrar ödevlerini idare etmeniz gerektiğini düşünüyorum”.

-“Ama Donny’nin özel öğretmeni diyor ki…..”

-“Donny’nin özel öğretmeni olmasına sevindim. Ama ödevlerle ilgilenmeniz gerekiyor. Ona siz öğrettiniz ve sınavlarından geçti. Sanırım öğretmeni ona destek (crutch) oluyor. Oğlunuza Cuma günü sınavı olduğunu, konuşmak yerine dinlemesinin daha iyi olup olamayacağını sorduğumda : Tamam Bayan Evans, Artık özel bir öğretmenim var ve o tılsımlı biri, dedi. Sanırım artık kontrolü almalısınız (take over) Bayan Coble.

-“Anlıyorum. Düşüneceğim. Aradığınız için teşekkürler.”

Telefonu kapatırken Daisy oğluna karşı biraz sinirli hisseder. -“Silirli Cazibeymiş (talisman)”, O cazibe için bütün lükslerinden vazgeçtiği, kızıyla zaman geçiremediğini, evdeki gecelerinden vazgeçtiğini düşünür.

Daizy Cal’ı arar. Cal sersemce (muzzy) telefonu açar :

-“Uyandırdıysam özür dilerim, Az önce tarih öğretmeni aradı ve işlerin yolunda gitmediğini anlattı”.

-“Tarih öğretmeni benimle görüşmeliydi”, der Cal.

-“Tekrar Donny’nin ödevleriyle ilgilenmemi istiyor. Notları düşüyormuş (slip).

-“Evet”, der Cal. –“Ama sende bende biliyoruz ki o önemsiz (mere) notlardan daha fazlası var, öyle değil mi? Ben çocukla bir bütün olarak ilgilenirim, onun mutluluğu, özgüveni… Notları yükselecektir sadece zamana ihtiyacı var”.

Telefonu kapatırken Daizy bu sefer Bayan Evans’a sinirlenir. Ne kadar dar kafalı kadın, diye düşünür.

Cal böyleydi, Cal şöyleydi, Cal bunu dedi, Cal ve ben bunu yaptık. Cal Donny’ye The Who’dan albüm verir. Donny ve iki öğrenciyi Rock konserine götürür. Mart’ta Donny telefonda uzun sürece Miriam adında bir kızla konuşmaya başladığında, Cal görüşmelere kız arkadaşını getirmesine bile izin verdi. Daizy’e, Cal’ın oğlunun hayatına bu denli girmesi dokunuyordu. Birazda canı yanmıştı. Çünkü bir seferinde Miriam’ı akşam yemeğine çağırdığında Donny reddetmişti. Şimdiyse Donny sevgilisini Cal’ın evine güvenle (without a qualm) arabayla götürmek için ailesinden izin ister.

Miriam adındaki kız, bulanık (blurry) ruju ve kaba kırmızı saçları ile hoş değildi (unappealing). Kısa, iri (bulky) bir ceket giyiyordu. Cal’a yolculuk boyunca sessizdir ama geri döndüğünde konuşkan olur. –“Ne harika adam, ne güzel ev!...Sanki bir klüp gibi. Ve o çalan Rock müziği….. Sanki yetişkin değil! Evlenme, boşanma ve her şey… Sanki bizim yaşımızda..”

-“Bay Beadle evli miydi?”, diye sorar Daizy.

-“Evet! Gerçekten kontrolcü bir kadınla. Cal’ı hiç anlamamıştı”.

-“Hayır, ben öyle düşünmüyorum, der Daizy.

İlkbahar geldiğinde Cal’ın öğrencileri garajın üzerindeki basketbol sahasına çıkarlar. Bazen Daizy ve Matt oğullarını almaya geldiklerinde onu orada potanın altında heyecanlı halde diğer öğrencilerle birlikte bulurlar. Şimdi gündüzler uzamıştır. Cal’ın pencerelerinden yüksek seste müzik duyulmaktadır. Yine The Who çalmaktadır, çarkıyı Daizy albümü alan oğlundan hatırlar. Şarkıyı kastederek “Teenage Wasteland” der ve Matt’i güldürür. Matt –“kesinlikle öyle”, der. Matt eşinin onlardan önceki durumunu yorumladığını düşünmüştür. Bu doğru olabilir. Öğrenciler hatta oğulları bile sokak serserisi (hoodlum) gibi görünmektedir. Ayrıca Cal’ın öğrencilerinden biri bir meyhanede bıçaklanmıştır. Biri yarı dönemde yatılı okula alınmıştır. İkisi aileleri tarafından seanslardan alınmıştır. Diğer taraftan Donny Cal’ın öğrencilerinden birinin 5 yıldır orada olduğunu söylemiştir. –“5 yıl mı? Kimse O’na ihtiyaç duymaktan vazgeçemez mi?”,demiştir karşılık olarak annesi.

Bunun üzerine söylediği her şey eleştiri gibi görünen annesine bakar Donny. –“Kendini rakip ve kontrolcü olarak hissediyorsun!”.

Annesi başka bir şey söylemez.

Nisanda, okul müdürü Donny’nin okuldan atıldığını bildirir. Dolap kontrolü yapılır ve Donny’nin dolabında 5 bira ile yarım paket sigara bulunur. Donny’nin daha önceki olaylarıyla birlikte bu kovulmasına neden olur.

Daisy ahizeyi sıkıca kavrar ve sorar :

-“Peki o şimdi nerede?”

-“Onu eve yolladık, bütün eşyalarını topladı ve yürüyerek geliyor”, der Bay Lanham.

Daizy oğluna ne söyleyeceği konusunda endişelidir. Ona göre oğlunun durumu git gide korkunç gözükmektedir. Bu yeni duruma Daizy hazır olmadığını hisseder. Başka bir okul O’nu alacak mıdır? O’nu devlet okuluna mı yollamalılar? Kurallar nelerdir? Oturma odasının penceresinde oğlunun görünmesini beklemektedir. Bir süre sonra O’nun geç kaldığını fark eder. Saati kontrol eder ve sokağı tekrar gözetler.

Bir saat daha geçince okulu arar. Bay Lanham’ın sekreteri sempatik sesiyle Donny’nin eve gittiğini onaylar. Daziy kocasını arar. Kocası ofisten çıkmıştır. Pencereye döner, biraz düşünür ve daha sonra Cal’ı arar.

-“Donny okuldan atıldı, şuan nereye gittiğini bilmiyorum, sizin haberiniz var mı?”

-“Bir süre sessizlik olur. “-Donny benimle Bayan Coble”, der Cal.

-“Sizinle mi? Oraya nasıl geldi?”

-“O taksi tuttu ve buraya geldiğinde ödemeyi ben yaptım.”

-“O’nunla konuşabilir miyim?”,der Daizy.

Yine sessizlik olur. -“Belki birlikte bir görüşme yapmamız daha iyi olur”, der Cal.

-“Ben görüşme istemiyorum. Burada pencerede oğlumun öldüğünün veya kaçırıldığının korkusuyla bekliyorum ve siz görüşme diyorsunuz”.

-“Donny çok çok üzgün Bayan Coble. Bana inanın olanlar göründüğü gibi değil. Hikayeyi birde oğlunuzdan dinlediniz mi?”

-“Elbette dinlemedim. O size gelmişti”.

-“Çünkü orada dinleneceğini hissetmedi”,der Cal.

-“Ama ben hiç…”

-“Niçin buraya gelmiyorsunuz? Böylece üçümüz konuşabiliriz! Farklı görüşlerimiz olabilir”.

-“Tamam”, der Daziy. Ama konuştuğu kadar isteksiz değildir. Cal’ın sakin tavrında bir hakikat hisseder.

Cal kapıyı açar ve Daizy’i selamlar. Onu yemek odasına götürür. Donny bir sandalyede oturmaktadır. Bir parmağının içini ısırmaktadır. –“Merhaba, Donny” der annesi. Donny o tarafa bakar.

-“Oturun Bayan Coble”. Diazy oğlunun karşısına oturur. Cal ayakta kalır.

Daizy oğluna bakar. Ağlamış gibi dudakları şişmiştir (swollen).

Cal söze başlar :

-“Bilirsiniz. Ben aslında bunun gibi bir şey bekliyordum. Oğlunu yolladığınız okulun çok cezalandırıcı (punitive) bir okul olduğunun farkındasınız. Ayrıca yarım dereceli bir avukat bile oğlunuzun vatandaşlık haklarına tecavüz edildiğini söyleyebilir. Dolap kontrolü? Arama emirleri varmıydı?”.

-“Ama kurallar böyle ise….”

-“Yinede hikayeyi birde oğlunuzdan dinleyin”.

Daizy oğluna bakar.

-“Benim hatam değildi. Yemin ederim”,der Donny.

-“Dolabının birayla dolu olduğunu söylediler”.

-“Beni tuzağa düşürdüler. Beni sevmeyen bir oğlan yaptı. Bütün biraları oraya koydu ve bir dedikodu yaydı. Böylelikle Bay Lanham bir arama başlattı”.

-“Oğlanın adı neydi?”,der Daizy.

-“Ne?”

-“Bayan Coble. Bana güvenin durum bu kadar basit değil! Çocukların bazen ne kadar kinci (vindictive) olduklarını tahmin edemezsiniz”.

-“Oğlanın adı neydi? Böylelikle müdüre aramayı onun tavsiye edip etmediğini sorabilirim!”der Daizy.

-“Bana inanmıyorsun”, der Donny.

-“Peki bu oğlan senin şifreni nasıl aldı”, der Daizy.

-“Açıkçası, okulun da bu işin içinde olduğunu bilmek beni şaşırtmayacaktır. Çünkü kendi istedikleri kalıba uymayan bir öğrenciden kurtulmaktan zevk duyacaklardır. Ben okulu suçlu buluyorum”, der Cal.

-“Donny’nin hiç mi suçu yok?”.

-“Bayan Coble oğlunuzu duydunuz.”

-“Boşver”, der Donny Cal’a. –“Bana güvenmediğini görüyorsun.”

Daizy refleks olarak oğluna güvendiğini söyleyecek gibi olur. Ama oğlunun cesur yüz ifadesi ve genş bakışlarını hatırladı. O bakışı küçükken de kötü davranışı inkar edip kendisini kanıtlamak için de yapardı. Daizy için oğlunu tamamen suçlamak zordu.

Uzlaşırcasına (temporized) şöyle der :

-“Tek emin olduğum sen okuldan kovuldun ve ben şimdi ne yapacağımız bilmiyorum”.

-“Savaşacağız”, der Cal.

-“Yapamayız. Sen bile bunu yapamayacağımızı görmelisin”, der Daisy.

-“Brantly Okuluna kayıt olabilirim”, der Donny.

Cal Donny’ye bakan dertli ifadesini bırakır :

-“Brantly! Evet! Orada öğretmenler sizlerden anlıyor. Seni Brantly’e koyalım. Oradan birçok öğrencim oldu.”

Daizy bu okulu daha önce duymamıştı, ama Cal’ın gülümsemesi gibi bunu da sevmemiştir. Gülüşünde sabırsız (feverish) ve arzulu (avid) bir ifade Daziy’i rahatsız eder.

Nisan’ın on beşinde Donny bir devlet okuluna yazılır ve özel dersler bırakılır. Ama Donny iki kararı da acı bulmuştur (bitterly). Cal buna itiraz etmemiştir. Donny ile bir ilerleme kaydedemediğini kabul etmiş ve neden olarak Donny’nin duygusal rahatsızlığını göstermiştir.

Donny her sabah başı önünde ağırca yürüyerek yeni okuluna gider. Atamasını yapar ve orta derecede notlar alır. Ama arkadaş edinmemiş ve klüplere katılmamıştır. Onunla ilgili yorgun ve yenilmiş bir şeyler vardır.

Haziran’ın ilk haftası son sınavlar zamanı Donny ortalıktan kaybolur. Bir öğle sonrası eve gelmez ve okuldan kimse onu gördüğünü hatırlamaz. Polis güven verici şekilde (reassure) ilk günler çok çalışır. Donny’nin üzgün karışık (messy) odasında ip uçları ararlar. Miriam ve Cal’ı ziyaret ederler. Ama daha sonra her yıl evden kaçan çocuklardan bahsetmeye başlarlar. Sadece bu şehirdeki yüzlercesinden. Eğer isterse ortaya çıkacağını, istemezse gelmeyeceğini söylerler.

Açıkçası, Donny eve dönmek istemez.

3 ay geçer ve haber yoktur. Matt ve Daizy kaba (awkward) ve kalpkırıcı gençlerin ortamlarında O’nu ararlar. Her telefon çalışında O’nun olabileceğini hayal ederler. Ebeveynler yaşlanır. Donny’nin kız kardeşi mümkün olduğunca evden ayrı kalır.

Geceleri Daizy uyuyamaz ve Donny’yi düşünür. Neyin yanlış gittiğini bulmaya çalışır. Sık sık Cal’ı suçlarken bulur kendini ama sorunları O başlatmamıştır. Bazense Cal olmasaydı Donny evi daha erken terk ederdi diye düşünür. Kim bilir? Sonunda Daizy iç çeker ve yastıkta soğuk bir nokta arar. Uykuya dalınca bir an için görür gibi olur : Çevik (fleet) ve yuvarlak bir şey, bir basketbol topu. Top havalanır, çemberden geçer ve düşer, geçen yılın yapraklarıyla dolu bir alana konar. Bu alan güneş ışığının kemik kadar beyaz yaptığı, aydınlattığı (bleached), kavurduğu ve temizlediği yerdir.

The End

Yazar : ANNE TYLER

Point Of View : Third Person Narration :

Total Omniscience: Yazar hikayeye katılan değildir, bütün karakter ve olaylarda görüşü vardır.

Limited Omniscience: Yazar bir karakterin düşüncelerini etkiler, olay ve karakter üzerinde subjective (şahsi) görüşünü koyar.

 Inference : Yazar hikayedeki olaylardan sonuç çıkarmayı okuyucuya bırakır.

www.iolpgalerisi.com  by Mustafa Baran

 

Anasayfaya Dön