A Short Digest
Of A Long Novel
Bacakları biçimli ve
sıkıydı ve bacak bacak üstüne atıp gülümsemesiyle ona
zevk verirdi. Onun dünyada bildiği kusursuz tek kadın olduğunu düşünürdü. Sanki
canlı değil de hayatın bir parçası, sanat eseri gibi, narin vücudu katı bir
bloktan alınmıştı. Ağaç heykel figürü ona kolay gelmişti çünkü onun özel
sarışın şekli altın rengi dokusunda cilalanmış açık renk ağaçtan oluşurdu. Onun
ilk göründüğü cam pencerenin önünde korku ve şaşkınlık içinde bulunduğu andan
olacak ki, görüntüsü onu düşünceli yapmıştı. Bazılarımız güzel renklerde veya
dokularda ortaya çıkar ama kusurlarımız olur. Kendimizi çok yakından
incelersek, rüzgar, yağmur gibi elementlerin bizi yıprattığını buluruz. Bazen
bencil davranışlarımız bizi incitir. Bazen hayal kırıklığı bizi tutsak alır
veya korkuyla parçalanırız.
Konuşmaya başladığında öne
eğildi, kelimeler ağzından istekli, güzel bir müzik gibi çıkıyordu. Bir
taraftan zihne meydan okurken diğer taraftan da kulağı memnun eden bir etkisi
vardı.
- Herkes beni sever,
kesinlikle herkes!
Bu onun kibirliliği
değildi. Kimse onu tatlı fısıldayan sözlerle sevmedi. Akşam yemeğinin bulaşığı
gibi kirli ve soğuk sabah sonrası yalanlarına dönen sözler…. Bir diktatörün ülkesini
barış şarkılarıyla uyuttuğunu hiç duymadı. O aldatılmamıştı. Babası ellerini
saygıyla saçlarında gezdirdi. Dokunulmamış olduğunu düşündü. Bu, zihnin veya
vücudun ihanete uğramadan önceki yaşamın kısa anı olan doğru andı.
Yılbaşından az önceydi ve o
küçük sandalyesinde oturuyordu. Santa Claus’a son dakika mektubunu yazarken dudakları bir araya
geliyordu. Kelimeler, kendi icadı olan dillerde yazılmıştı ama devam ettikçe
nazik bir şekilde çevirisini yaptı.
Sevgili Santa, ben çok iyi bir kızım
ve herkes beni sever. Bu nedenle lütfen bana bir tabak seti, uyanıp uyuyabilen
bebek ve çamaşır makinesi getirmeyi unutma. Çamaşır makinesine ihtiyacım var
çünkü Raggedy Ann’ ın elbiseleri çok kirli.
Mektubunu bitirdikten
sonra, katladı ve postalaması için ona verdi. Babası onu havaya fırlattı (toss up) yakaladı ve sonra yine
fırlattı. Kızını kıkırdarken (giggle) duyuyordu.
- “Yukarı baba, daha yukarı” diye talimat veriyordu (instruct).
Zihni onu duygusalca (sentimentally) kucakladı (embrace).
O adi, aşağılık (lewd) dünyadaki el değmemiş adaydı.
O masumluğun köküydü. Keşke böyle büyüyebilseydi.
-“Baba beni aşağı indir” dedi istediğini yeterince yaptırdığına kadar
verince. Santa’ya mektubu postalamalıyım.
-Ama onu bu öğleden sonra görmedin mi? İstediğin her şey için
ona sormadın mı? Annen seni ona götürdüğünü ve dizlerine oturduğunu söyledi.
-Sadece ona hatırlatmak istedim. Daha birçok başka çocuk var.
Gülme dürtüsünü (impulse) yendi. Çünkü kızı gülünecek bir şey değildi.
Gülerek onun duygularını incitebileceği konusunda tedirgin oldu (obsess). Kusursuzluğunu bozardı (blemish).
-“Baba beni yakalayamaz” diye bağırdı. Eski kovalama (chase) onlara çok tanıdık olan şeklinde devam etti. Aynı
vahşi çığlıklarıyla (shriek) ve aynı acı taklidiyle (pretend). Kabul ettikleri (establish)
mesafe mutfak masası etrafında iki turdu, babası onu yakalamadan önce. Babası
onu sallayarak (swing) zeminden aldı ve mutfak
masasının üzerine bıraktı. Kız masanın köşesinde duruyordu, bir başka oyunları
için güvenerek geldi (confidentally). Bu oyunda nefes
nefese kalmak (panting) veya kıkırdamak yoktu. Bu
oyun kovalamaca (tag) veya saklambaçtan farklıydı. Bu
oyun törenseldi (ceremonial – ne demek se J ). Masa ondan birkaç feet
yüksekti.
-Atla, baba seni yakalayacak” diye meydan okudu babası.
Birlikte bir, iki, üç diye
sayacaklar ve kızı atlayacaktı. Babası kızının kollarından son ana kadar
tutmazdı ama hep onu yakalardı. Bu oyunu bir yıldan fazla oynadılar ve
deneyimleri oları hep neşeli tuttu (exhilarate).
Düştüğünde seni yakalamak için ben her zaman buradayım der gibiydi. Kızı her
atlayışında güveni arttı ve aralarındaki bağ derinleşti.
Onlar oyun oynarken 5
yaşındaki oğlu Billy ile yan kapı komşusu olan kadın
geldi.
-Merhaba Mr.Steevers.
Ben pazar yaparken bir saatliğine oğlumu size bırakabilir miyim?
-Elbette. Diyerek Billy’nin saçı ile oynadı (muss). Nasılsın Billy?
Ama kalpten söylemiyordu.
Kızıla haftanın tek öğleden sonrası sanki Billy zorla
içeri girmişti. Billy’nin kızdığı erkek tipinde
yetişeceği konusunda ikna oldu (convince). Kuvvetli (sturdy), iyi görünümlü, yaşı için büyük, agresif, çocuk gibi olmayan, kötü niyetli (malicious), küstah (arrogant),
duygusuzca dışa dönük (extrovert)….
Mr.Steevers onu Legion Kongrelerinde
içkili, kırmızı yüzle kızların eteklerini çekerken düşündü.
En kötüsü ise kızı Billy’nin hatalarını görmeyecekti. Billy’i
gördüğü an oyunlarını unuttu.
-Merhaba Billy! Diye seslenerek onu
kucaklamaya koştu.
-Ben bisküvi istiyorum, dedi Billy.
-Evet bisküvi, hayvan bisküvileri, baba!
Yüzünde hostes gülüşü
vardı. Babası kilere giderken, kızının müziksel gülüşünü ve Billy’nin
kaba tondaki gülüşünü duymaktaydı.
Kiler kapısını elinde
bisküvilerle açmıştı. Kızı masanın köşesindeydi. Billy
onun altında duruyordu. Kızın babasını gördüğünden onun gibi söylüyordu.
-Atla ve ben seni yakalayacağım.
Gülümseyerek, güvenle
kusursuzca atladı. Ama düşüşünü durduracak eller yoktu. Alaycı bir sırıtmayla Billy geri çekildi ve onun düşüşünü izledi.
Babası kapı yolundan
görmüştü. Bir paraşütçünün, paraşütü açılmadığında bir böceğin ön cama çarpıp
parçalanması gibi yere çarpmasını gördüğü anki gibi bir dehşet içini kapladı.
Kızı yerde uzanıyordu. Acıdan değil daha çok hayal kırıklığından ağlıyordu.
Babası koştu ve kızını kaldırdı, onun yüzündeki o yeni ifadeyi hiç
unutmayacaktı… çocukça olmayan, el değmiş, acılı ifade.
-“Senden nefret ediyorum” diye bağırdı Billy’e
bakarak.
Şimdi hayatın gerçeklerini
o da biliyordu. Şimdi o da bizden biriydi. Şimdi o da korku ve ihaneti
biliyordu. Şimdi masumiyeti yerine cesaret koymayı öğrenmeliydi.
Hala yüksek sesle
ağlıyordu. Babası bu göz yaşlarının doğumda olduğu kadar doğal ve gerekli
olduğunu biliyordu. Onu kuşatan ağır üzgünlüğü tamamen alt edemezdi.
Sonunda babası
konuştuğunda, niyetlendiğinden biraz daha sertçe söyledi:
-Şimdi ağlamayı kes, ayağa kalk ve büyük bir kız gibi davran.
Böyle küçük bir düşüş seni incitemez.
www.iolpgalerisi.com by Mustafa Baran