HORRORS OF
THE ROAD
Hikaye baştan başa psikolojik olarak sorunlu bir kadının başından geçenleri
anlatmasıyla geçiyor. Kadın problemli olduğunun
farkında değil, ya da başka bir deyişle
problemlerinin kaynağının farkında değil. Şu anki problem, kadın sıklıkla
birden yere düşüyor ve ayakta duramıyor. Kadın bu olayın ne zaman başladığını
anlatmaya başlıyor ve hikaye boyunca konu sürekli dağılıyor ve bir türlü
toplanmıyor. Kadın kocasını çok seviyor ama aslında sorun kocasının
yaptıklarında. Kocası Nobel ödülü almış bir bilim adamı. Hikaye boyunca
anlatılan olayların hepsi Fransa’ya tatile gidip gelirken başlarına gelen
olaylar. Kocası tamamen sorunlu ve titiz bir adam. Hızlı bir arabası var ama
asla yasal hız sınırının üstüne çıkmıyor, her şeyi ince ince
planlıyor. Yola çıktıklarında sürekli gittikleri yol olmasına rağmen haritasız
araç kullanmıyor. Hatta bir keresinde çadır kampında kendilerine verilen arsayı
ölçüyor ve bunun belirtilenden az olduğunu söyleyerek komşulardan çadırlarını
toplayıp kurala uygun kurmalarını istiyor ve tabi kimse kaale
almıyor. Kocasının titizliği kadını psikologluk etmiş ama kadın bunun farkında
değil. Kocasının takıntılarından birisi de yolda her zaman saat 3’te piknik
molası vermesi. Piknik yerinin bulunması, arabanın piknik yerine yakın olması
ve bunun zamanında gerçekleşmesi çok önemli yani takıntılı bir adam.
Kadın artık kocasının takıntılarından sıkılmış ve
bilinçsizce sakinleştirici alıyor. Mutsuz ama mutlu gibi davranmaya devam
ediyor. İnsanların kendisinden çığlık atmasını beklediklerini, çıldırıp
kocasına isyan etmesi gerektiğini beklediklerini düşünüyor ama her şeyin
yolunda gittiğini ve kocasını sevdiğini söyleyip doktorun odasını terk ediyor.
Hikayede başka konuşan yok. Monolog şeklinde başlayıp öyle bitiyor.
www.iolpgalerisi.com
by Mustafa Baran
Anasayfaya Dön